Sisli dağın eteğinde nehir kıyısında sonbahar ağaçları ve geleneksel evler

İki kardeş, bir Japonya merakı.

Turnanın Uçuşu'nu iki kişi kurduk: Fatih ve Neslihan. Birimiz Japonya'yı yıllardır uzaktan araştırıyor, birimiz orada, sahada. Buraya nasıl geldiğimizi baştan anlatalım.

Ben Fatih.

Japonya'yla tanışmam on altı yaşımda başladı. Önce anime, sonra manga, derken light novel ve web novel… On altı yıldır bu dünyanın içindeyim. Japonya'nın dilini, şehirlerini, mevsimlerini, küçük gündelik adetlerini okudum, izledim, araştırdım.

Mesleğim aslında bambaşka. Gemi makineleri mühendisiyim, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde okudum. Bir yıl uzak yol gemilerinde çalıştım, Atina'yı ve Kudüs'ü sokak sokak gezdim. Şimdi aynı üniversitede doktora yapıyor, araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Bir şeyi öğrenirken sonuna kadar gitmeyi severim. Japonya'yı da yıllardır o titizlikle çalışıyorum.

Açık konuşayım: Japonya'ya henüz gitmedim. Turların rotasını, programını, içeriğini ben kuruyorum. Sahadaki rehber ben değilim, o işi benden çok daha iyi yapan biri var.

Tohum on altı yaşımda animeyle atıldı. Ama "gerçekten görmeliyim" hissi asıl, kardeşim Neslihan sahaya çıkınca güçlendi: altıncı turunun dönüşünde anlattıkları aklımdan çıkmadı, o rotaları benim de kurmam gerektiğini o zaman anladım.

O da kardeşim Neslihan.

Benden küçük ama bu işin sahadaki ustası o. Merakı da yıllar öncesine dayanıyor; Kore dizileriyle başlayan ilgi animelere, oradan Japonya'nın kendisine uzandı.

Adıyaman Üniversitesi Turizm Rehberliği'ni birincilikle bitirdi. Üç yıldır her yaz sahada: haftada bir tur, sezonda otuza yakın grup — çoğu Balkanlar, bir kısmı Japonya. Rehberliği kitaptan değil, yolda öğrendi.

Sonra Japonya'ya gitti. Turlar başlamadan orada bir ay yaşadı; şehirleri sokak sokak, rotaları kendi ayağıyla yürüyerek öğrendi. Hangi tapınağa hangi saatte gidileceğini, neyin nereden alınacağını oradan biliyor. Her turda yanınızda Neslihan olacak.

Nasıl başladık?

"Biz de tur çıkaralım" fikri yaklaşık dört yıl önce doğdu. Ama aceleye getirmedik, çünkü tecrübemiz yoktu. Neslihan önce Avrupa'da yıllarını verdi, işi sahada öğrendi. Biz de sabırla bekledik. Sonra ikimizi bir araya getirdik: yıllarca uzaktan çalışılmış bir Japonya bilgisi ve orada bizzat yaşanmış bir Japonya. Turnanın Uçuşu bu ikisinin birleşmesiyle kuruldu.

İsmimiz nereden geliyor?

Bir gün parkta otururken aklımıza geldi. Farklı isimler deniyorduk, "Turnanın Uçuşu" birden orada belirdi. Çok sevdik, başka bakmadık. Hikâyesi bu kadar yalın.

Neye inanıyoruz?

Gördüğümüz çoğu Japonya turu bizi rahatsız ediyordu. Kimi eksik kalıyor, kimi ekstralarla şişiyor, kimi otobüs dolusu kalabalıkla yapılıyordu. Rehberin kim olduğu, yanınızdaki insanların kim olduğu çoğu zaman belirsizdi. Biz farklı düşündük:

Küçük grup, 8–18 kişi

Sekizin altı grup hissi vermez, on sekizin üstü o hissi bozar.

Şişirilmiş ekstra yok

Ne ödeyeceğinizi baştan, açıkça yazıyoruz.

Misafiri dinliyoruz

Eski misafirler en çok alışverişe zaman istedi, biz de tam bir günü buna ayırdık. Uçağı pakete katmadık ki dileyen business'a geçsin, fazladan bagaj alsın ya da birkaç gün uzatsın.

Bizimle gelin.

Büyük bir şirket olmak gibi bir derdimiz yok. Yılda iki tur düzenliyoruz: ilkbaharda sakura, sonbaharda koyo. Çok yapmak değil, iyi yapmak istiyoruz. Japonya'yı bizim gözümüzden görmek isterseniz, birlikte gidelim.

Turlara göz atın →